1/4/2007 - şiirler
KÖY EKMEĞİ
Ozan OZANOĞLU
en çok sözlükler abartıyor sözcükleri. akıyorum savaş çocuklarının mecrasında. hıçkırıkları bile narin acemi nasıl bütün hıncı bütün kösnüsüyle gençliğimi sorguluyorsa hayat nasıl tutuyorsa hüzün, kırçıl güncemi.
öyle hoşnudum gözüpekliğimden çentiğini budaklara atıyor sözlerim. umursamazlığım gözdağı veriyor aynı hayata
kıymeti yok kentin göbeğinde yapılan köy ekmeğinin.
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
BABALAR GÜNÜ ARMAĞANI
OZAN OZANOĞLU ______________________________________________
Yılgın bir keder geçer gibi alnımdan Ucundan yakalıyorum hayatın üzengisini Üzen gibi, üzülen gibi duruyor üstümde bazı şeyler Gömleğim sevda kokarsa daha güzel duruyor Güzel üzengiler gibi Garip bir adı oluyor düş atımın Koşuyorum... Bir yanım cephede bir yanım sarsak Sarsak da faydası yok damara değmiş yarayı Yayla kalbim Moğol istilasından kalma Ey yurdum toprağına ayak basarsak Babamın sazında kaç yabanıl hayvan Evcil ve dingin bir yaprağa dönüşür biliyoruz... Çünkü biz çocukken bile ağlardık. Biz çocukken bile çünkü Geceleyin hasta yatağında bize Şiirler okuyan, şiirler okutan adam ağlardı.
Ondan böyle durup durup bakınmamız Ayak uçlarımıza.
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>><<<
DANTE
Ozan Ozanoğlu ______________________________________________
Aşınan bir taştır hayat Rüzgarların Öperek uyandırdığı.
Otuz beşini geçtin mi Vuruyor pencereye Cahit usta. Zaman uçup gidiyor Her şey daha mı güzel Her şey daha mı kısa?
>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>
AYNALAR KIRILINCA GİTMELİYİM DEĞİL Mİ?
Ozan Ozanoğlu______________________________________________
Eski, uzun ve beyaz gömleğimin ıslanıp ıslanıp Kumları sürüklediği izin peşindeyim yeniden. -Uzadıkça uzar alt etekleri- Aynalar karşısında beyaz damlalı bardak ve şiir Rüzgârın üstüne titrediği bir gece vakti Bakarak kendine içini çekmektedir.
Bütün hesaplaşmaların mekânında yüzüm Orada. O aynanın karşısında terleyen iris aşkına Gitmeliyim evet aynalar kırılınca Avucumun içi kadar dünya Gitmeliyim değil mi? Avucumun çizgilerinin aslı bir ayna kırığıdır Ve birden büyük bir heyecanla o kırılma çizgileri O korkunç harita belirir Gözümün bakmakla yandığıdır.
Bir otobüs camıdır en derin ayna bazen Hızla akan, eşyanın ve zamanın görüntüsünde Yüzüm vurduğunda o cama Fırlayıp uçacak bir gölge var, bir yansıma. Çünkü her bakış o sırça gerçeğe inat İçeriden koparılan bir dilim saat kulesidir.
Öyle değil miydi? Hepimizin en güvendiği eşya En koyu boyalardan korkmadığımız En keskin jileti vurduğumuz cesaretle O aynalar kucağında nasıl da sığınaktı. Yeryüzünde en tehlikeli yerin aynalar varken bile Berber koltukları olduğunu bilerek. Oturmaktı.
Bakınca içine girilen kaç aynası var insanın? İçinden başka zamanlara buğulanan kaç aynası? Ezbere okuyabildiği kaç yüzü var? Suyun aynalığından kaç kişi nergis kalabilmiş dünyaya? Her gece uzun uzun saçlarını Uzun uzun tarayan kadınların hüznü kadar.
Ve her gece, her sabah, bazen cepte taşınan O kutsal parıltının huzuruna çıkarak İyilik ve güzellik dileyen de kim… En masum haller içinde kalmak orada En çıplak halden hayaller içinde. Üstünü başını düzelten bir katilin son kez bakıp işe çıktığı saatte Dikiş izlerini saklayan fahişenin şakağına bulaşan katran İşaret parmağıyla son kez sürülürken pürüzsüz sert tenine -O’dur.- Bir ayna olmakla kalmayıp İntihar notları bırakılabilen Parmak parmak izlerin unutulduğu En kırmızı en kara en gerçek saydamlık olarak Adını işvenin tarihine yazdıran büyük keşif… Varsın aynaya bakarak ağlamak, incitirse incitsin gerçekliği Bir esrar perdesidir çünkü… Artık ikiyüzlülüğün bile sırra kadem bastığı Karanın, karanlığın aşikar hoyratlığı… Camdan bir esrar perdesi… Şiddetle içime çekiyorum kırılganlığı şimdi. Arkadan görünen guguklu saatin tarihi, yeniyor bütün şiddetimi Bütün mızrakları, bütün hükümdarlarıyla dizilip zaman, Alıyor elimizden bütün sırlarımızı Hiç akla gelmeyen yollar bularak alıyor Gün yüzüne çıkartıyor, acımasız ve haklı.
Git diyor, ay dediğin aynadan başka ne ki Ve bakıp bakıp gördüğüm iç yüzümdür benim Çıksam, katılsam en arka sokak benim, Üç beş ateş parçası lambalarda titreyen benim. Aklın açık penceresinden giren taş parçası Buluyor yansıyan yüzümün orta yerini. Kırılan kim hayatın savurduğu katılıktan Çevirmedim gözlerimi hiç aynalardan.
Şimdi git diyor, kalbin, çeperleri tuza kesmiş bir ada Ayna, hem en saklı, hem en sadık olansa Kimseye, hiç bir şey söylemeden git! Yazdıklarını suya gömmeyi deneyerek git! Git ve izin de kalmasın toprağın cama dönüşen esrarında. Bütün sevgililerini senden yansıyan bir hayal kıldığın için Kırdığın için ince ve zarif şarap kadehlerini Gözlerini alamadığın ince metal oyundan Gözlerini alamadığın için git.
alıntıdır..........
|